RAW Dosya Formatı Nedir? RAW Neden Bu Kadar Önemlidir?

Muhtemelen RAW ile çekim yapmanız gerektiğini defalarca duymuş olmalısınız. Ama RAW neden bu kadar önemlidir bunu bilmiyor olabilirsiniz. RAW resimleriniz için gerçekten ne anlama gelmektedir? RAW ile ilgili aklınızdaki tüm sorulara burada cevap bulabileceksiniz.

RAW Nedir?

RAW, fotoğraf çekerken sensör tarafından kaydedilen tüm görüntü verilerini yakalayan bir dosya formatıdır.

JPEG gibi bir formatta çekim yaparken görüntü bilgileri sıkıştırmaktadır. Bu sıkıştırma dolayısıyla ile görüntü bilgilerinin bir kısmı kaybolmaktadır. RAW formatında hiçbir bilgi sıkıştırılmadığı için daha yüksek kaliteli görseller elde edersiniz. Bununla birlikte görsellerde yer alan problemleri JPEG formatına göre çok daha kolay bir biçimde fark edebilirsiniz.

Günümüzde kameraların büyük bir kısmı RAW formatında çekim yapmaktadır. Dolayısıyla küçük bir kamera kullanıyor olsanız bile RAW dosya formatından yararlanmaya devam etmeniz mümkündür.

RAW ile Çekim Yapmanın Avantajları

RAW formatında çekim yapmanın çeşitli faydaları vardır. Bunlar çok az sayıda olsalar bile bunları bilmek çok önemlidir. Bunları şu şekilde listelemek mümkündür:

1. En Yüksek Kalite Seviyesini Elde Edebilirsiniz

Bu en büyük avantajlardan biridir. RAW ile çekim yaparken sensördeki tüm verileri kaybedersiniz. Bu en yüksek kalitede dosyaları elde etmeniz anlamına gelecektir. Harika resimler elde etmek istiyorsanız elbette yüksek kalitede resimlere sahip olmanız gerekmektedir.

Tüm kameralar teknik olarak RAW kullanmaktadırlar. JPEG biçiminde çekim yaptığınız zaman fark kameranın RAW bilgisini JPEG biçimine dönüştürmek için kendi işlemini gerçekleştirmesidir.

Ancak, kameranız beyniniz kadar akıllı ve bilgisayarınız kadar güçlü değildir. RAW çekim yaptığınız zaman bunu işlemeyi kendiniz yapabilirsiniz. Görüntünün nasıl görünmesi gerektiği konusunda kararlar verebilir ve daha iyi sonuçlar elde edebilirsiniz.

2. Daha Büyük Parlaklık Seviyeleri Elde Edebilirsiniz

Parlaklık seviyeleri, görüntüdeki siyahtan beyaza adım sayısıdır. Ne kadar fazla parlaklık seviyesine sahipseniz ton geçişleri bir o kadar yumuşak olacaktır. Pürüzsüzlük her anlamda iyidir.

JPEG, 256 parlaklık seviyesi kaydeder. RAW ise 4.086 ve 16.384 arasında kayıt gerçekleştirebilmektedir. Bu seviyeler “bit” terimiyle tanımlanmaktadırlar. JPEG görüntüleri 8bit’te yakalarken RAW 12bit veya 14bit olabilmektedir.

Bunun resimleriniz üzerindeki etkisi çok büyüktür.

Bu ilave parlaklık adımları, görüntünüzde kalitenizi önemli ölçüde düşürmeden daha fazla ayarlama yapmanızı (pozlama, siyahlar, dolgu ışığı, kurtarma, kontrast, parlaklık) sağlamaktadır. Çünkü üzerinde çalışılacak daha fazla seviye vardır.

RAW ile çekim yaparken resimlerinizde gri sayısının azalmasını önlemek veya düzeltmek çok daha kolaydır. Gri sayısının azaltılması, parlak gökyüzü içinde sıkça gördüğünüz gerçek baskılarda çok iyi görünmeyen şeritler veya lekelerdir.

3. Açık/Kapalı Görüntüleri Kolayca Düzeltebilirsiniz

Açıkçası kamerada en iyi pozu elde etmek istiyor olabilirsiniz ancak bazen nesnelerin hızlı bir biçimde hareket etmesi söz konusu olacaktır. Bu durumla özellikle düğünlerde sık sık karşı karşıya kalabilirsiniz.

Bu yüzden, belirgin bir şekilde çekilmiş fotoğrafın üstünde veya altında kalan görüntüyle uğraşmanız gerekmektedir. RAW ile dosyada ek bilgiler bulunur. Bu nedenle görüntü kalitesinde ciddi bir düşüş olmadan düzeltme yapmak çok daha kolaydır.

Ayrıca daha fazla öne çıkan vurguları ve kırpılmış gölgeleri kurtarmanız mümkün olabilecektir. Bunlar fotoğraf kalitesi açısından iyi şeyleri temsil etmektedirler.

4. Beyaz Dengesi Kolayca Ayarlayabilirsiniz

JPEG çekiminde beyaz dengesi görüntüye uygulanmaktadır. Kolayca başka bir seçenek seçmeniz mümkün olmayacaktır. RAW ile beyaz dengesi hala kaydedilmektedir. Ancak çok daha fazla veriye sahip olduğunuz ayarlanması çok daha kolaydır.

Mükemmel beyaz dengesi ve renk harika bir görüntü elde etmek için çok önemlidir. RAW fotoğraf çekimi, daha iyi sonuçlarla ayarları daha kolay ve daha hızlı yapmanızı sağlamaktadır.

5. Daha Fazla Detay Elde Edebilirsiniz

RAW çekim yaparken kameranızda bulunanlardan çok daha güçlü olan Lightroom gibi programlarda keskinleştirme ve gürültü algoritmalarına erişmeniz mümkün olabilecektir.

Ayrıca, bu keskinleştirme ve gürültü algoritmaları her zaman geliştirilmektedir. Bu nedenle gelecekte RAW dosyalarınızı tekrar ziyaret edebilecek ve bu iyileştirmelerden yararlanabileceksiniz.

6. Hasarsız Düzenlemenin Keyfini Çıkarabilirsiniz

Bir RAW dosyasında ayarlamalar yaptığınız zaman orijinal verilerde hiçbir şey yapmazsınız. Yaptığınız şey, JPEG veya TIFF (başka bir dosya formatı) sürümünün nasıl kaydedilmesi gerektiğine ilişki bir dizi talimat oluşturmaktır.

Bu durum özellikle bir görüntüyü mahvetmek, yanlışlıkla kayıt etmek veya geri dönüp değişiklik yapamamak gibi konularda endişe duymamanızı gerektirecek bir durumdur. Ayarlamalarınızı her zaman sıfırlayabilir ve tekrar baştan başlayabilirsiniz.

JPEG dosyaları, her açışınızda ayarlamak yaptığınızda ve tekrar kaydettiğinizde kalitesini kaybederler. JPEG dosya formatının kayıplı bir dosya formatı olarak bilinmesinni sebebi budur. Bu nedenle, JPEG’lerde düzenlemeler yapıyorsanız dosya kalitesini kaybetmek istemiyorsan görüntüyü çoğaltmanız ve yeni bir sürüm kaydetmeniz gerekmektedir. Bu ekstra uğraş anlamına gelmektedir.

7. Daha İyi Baskılar Elde Edebilirsiniz

Zengin ton ve renk tonları nedeniyle, RAW dosyalarından daha iyi baskılar alabilirsiniz. Her ne kadar daha fazla insan dijital çekim yapıyor olsa bile harika baskılar her zamanki kadar önemlidir. Ayrıca şerit oluşması gibi problemlerle daha az vakit kaybedersiniz. Bu özellikle baskı için oluşturulmuş çekimlerde çok önemlidir.

8. Çıktıda Renk Boşluğunu Seçebilirsiniz

Renk uzayı biraz karmaşık bir konudur anca kısa bir ipucu vermek mümkündür. RAW ile dışa aktarırken istediğiniz renk alanından birini seçebilirsiniz. Böylece duruma bağlı olarak ayarlama yapabilmeniz mümkündür.

Görüntü web için oluşturulmuşsa, web tarayıcıları arasında maksimum uyumluluk sağlamak için sRGB renk alanında çıktı alabilirsiniz.

Dosyalar bir müşteriye gidecekse yaygın olan Adobe RGB renk alanında çıktı alabilirsiniz. Mümkün olan en geniş renk alanını istiyorsanız ProPhoto RGB’yi kullanabilirsiniz.

Temel olarak, farklı durumlar için en iyi sonuç veren farklı renk uzayları vardır. RAW çekiminde tek bir görüntüyü birden fazla renk alanında dışa aktarmayı başarabilirsiniz.

9. Verimli Bir İş Akışına Sahip Olabilirsiniz

Lightroom veya Aperture gibi bir iş akışı merkezli programı kullanırken çok sayıda resim üzerinde çalışmak çok daha kolaydır. RAW görüntü gruplarını kolayca işlemek için tasarlanmıştır. Photoshop böyle bir şey için tasarlanmamıştır. Aynı anda bir görüntüyü işlemek için geliştirilmiştir.

Lightroom ve Aperture ürünlerinin tüm avantajlarından tam olarak yararlanabilmek için RAW formatında çekim yapmalısınız.

10. Profesyonel Seçenekten Faydalanmış Olursunuz

Profesyoneller müşterilerine mümkün olan en yüksek kaliteyi sağlamalıdırlar. Bantlama ve şişirme gibi sorunlar müşterilerinize basılı ürünler sunarken büyük problemler yaşamanıza neden olmaktadırlar. Doğru renk dengesini sağlamak ve durum için doğru renk alanını seçmek de önemlidir.

RAW ile çekim yaparak kontrolü elinize alabilirsiniz. Bu sorunları en iyi sonuçları elde etmek için yönetme şansı elde edersiniz. Hobi çekimleriniz ve profesyonel çekimleriniz dahil olmak üzere birçok seçenekten faydalanmak ve daha iyi baskılar elde etmek için RAW ile çekim yapmayı tercih etmeniz gerekmektedir.

RAW ile Çekim Yapmanın Dezavantajları

Şimdi her seçenekte olduğu gibi avantajların ve dezavantajların olduğundan bahsetmek gerek. RAW formatında çekim yapmanın birkaç dezavantajı bulunmaktadır. Bazı potansiyel çözümlerin yanında bunları da göz önünde bulundurmak gerektiğini unutmamalısınız.

1. Çekimlerin İşlenmesi Gerekir

RAW çekimine karşı ortak bir tartışma dosyaların işlenmesinin gerekli olmasıdır. RAW dosyalarının JPEG dosyalarına göre işlenme süresi çok daha uzundur. JPEG çekimler için herhangi bir işlem yapmanıza dahi gerek yoktur.

Bununla birlikte çoğu fotoğrafçı JPEG çekimlerinde bir miktar işlem gerçekleştirmektedirler. Bu nedenle söz konusu tartışmanın biraz gereksiz olduğunu söyleyebilmek mümkündür.

Ardından, beyaz dengeleme ve açık tonları ve gölgeleri kurtarma gibi ayarlamalar RAW dosyalarında çok daha hızlıdır. Bu nedenle RAW dosyalarının işlenmesi JPEG dosyalarının işlenmesinden daha hızlı gibi görünmektedir.

Bununla birlikte, RAW ile kolayca JPEG’e dışa aktarma yapabilmek mümkündür. Aynı zamanda çeşitli boyutlara (web çözünürlükleri gibi) dönüştürme yapabilmek mümkündür. Gerçekten RAW ve JPEG fotoğraflarını aynı anda çekebilmek mümkündür.

RAW size daha fazla seçenek sunmaktadır. JPEG’den daha hızlı olmasa bile aynı hızda işlenmesi mümkündür.

2. Dosyalar Daha Fazla Yer Kaplar

RAW dosyaları daha fazla sıkıştırılmamış bilgiye sahip olduklarından JPEG dosyalarından 2-3 kat daha büyük olabilmektedirler. Çekim yapan birçok kişi için bu bir endişe kaynağıdır. Özellikle çok fazla çekim yapanlar için bunun ciddi bir problem olduğunu söylemek mümkündür.

Ancak son birkaç yılda sabit disklerin maliyeti gerçekten düşmüştür. Artık onların inanılmaz derecede uygun fiyatlı olduğunu söylemek mümkündür. Örneğin, 3 TB boyutunda bir sabit diski düşünebilirsiniz. Bu sabit diskin ortalama fiyatı 450 TL’dir.

  • Büyük bir JPEG dosyası 8MB olsa bunun içerisine 375.000 tane görsel sığdırmanız mümkündür.
  • Bir RAW dosyası 30MB olsa bunun içerisine 100.000 tane görsel sığdırmanız mümkün olacaktır.

Açıkçası daha az sayıda RAW dosyasını saklayabilirsiniz. Ancak ucuz bir şekilde saklayabileceğiniz görüntü sayısı her iki format için de çok büyük bir sorun değildir.

Tek bir sabit sürücüye çok fazla görüntü yerleştirmemek de iyi bir fikir olabilir. Tüm fotoğrafları aynı noktaya koymak zaman zaman sıkıntı yaşamanıza neden olabilecektir.

Benzer durum hafıza kartları için geçerlidir. Hafıza kartlarının fiyatları sürekli düşmektedir. Ancak 2GB olan bir hafıza kartının yaklaşık 1.000 TL civarında olduğu günler çok uzak zamanlar değildir.

Evet, RAW dosyalar daha büyüktür ve daha fazla yer kaplarlar. Ancak bunun nedeni, daha kaliteli olmalarıdır. Yüksek kalite istiyorsanız ekstra maliyeti gözden çıkartmanız gerekmektedir.

3. Kamerayı Yavaşlatır

RAW dosyalar JPEG’den daha büyüktürler. Bu nedenle kameranızın ara belleğini daha hızlı dolduracaklardır. Kamera, RAW veya JPEG olmasına bakılmaksızın saniyede aynı miktarda kare çekecektir. Ancak ara bellek dolarsa kameranın bellek kartına yazmasını beklemeniz gerekebilecektir.

Sizin için kritik öneme sahipse hızlı çekim yapıyorsanız ve RAW çekim yapmak istiyorsanız daha hızlı bellek kartları veya daha büyük ara bellek içeren daha pahalı bir kamera satın almayı düşünebilirsiniz.

4. RAW Özel Formattır

RAW dosyaları genellikle tescilli bir biçimde kaydedilirler. Bu, kamera üreticilerinin ham verilerinin nasıl dönüştürülebileceğini resmen açıklayamadıkları anlamına gelmektedir.

Adobe gibi şirketler, RAW dosyalarının kodunu çözmek için yazılım lisansına ihtiyaç duyarlar veya dosyaları dönüştürme konusunda çözümler sunarlar. Örneğin, Canon fotoğraf makineleri için RAW formatı .CR2 ve Nikon fotoğraf makineleri için .NEF şeklinde görünmektedir.

Buradaki sorun uygun bir yazılıma sahip olmamanız durumunda RAW dosyasını kolayca açamayacak olmanızdır. Bu engelin üstesinden gelmek için yeni bir açık kaynaklı RAW formatı geliştirilmiştir. Adobe tarafından geliştirilen bu format DNG (Digital Negative) olarak bilinmektedir.

Lightroom gibi bir program kullanarak özel RAW dosyalarınızı açık kaynak DNG formatına dönüştürebilirsiniz. Bu ek bir adımdır ancak dosyalarınızın ileride okunabilir olmasını sağlayacaktır.

RAW ve JPEG Karşılaştırması

İlk DSLR fotoğraf makineniz için muazzam bir yatırım yapmış olabilirsiniz. Fotoğraf makinenizle birlikte verilen kitapçığı okuduktan ve on farklı dilde kullanım kılavuzuna göz attıktan sonra neler yapacağınızı az çok kestirmiş olabilirsiniz. Artık elinizin altında bir buton, kadran ve menü vardır.

ISO, deklanşör hızı ve diyafram söz konusu olduğunda daha azının ne olduğunu anlamak için bilgi sahibi olmanız gerekmektedir. Bir kamera RAW formatında dosyalar üretebilmektedir ama aynı zamanda hepimizin bildiği ve sevdiği güzel ve rahat bir JPEG formatında dosyalar üretme şansına sahiptir. Bugüne kadar JPEG formatını kullanmış durumdaysanız artık RAW formatının ne olduğunu merak ediyor olabilirsiniz.

Kısaca RAW

  • Başlı başına bir resim dosyası değildir. Dosyayı açabilmek için özel bir yazılım gerekmektedir.
  • Genellikle özel bir formattır. Ancak Adobe’un henüz yaygın olarak kullanılmayan DNG formatını hariç tutmak gerekmektedir.
  • Renk başına en az 8-bit kırmızı, yeşil ve mavi kayıt alabilirsiniz. X, Y konumu başına 12-bit çıktı alabilmeniz mümkündür. Ancak çoğu DSLR 12-bit renk (konum başına 36-bit) kaydetmektedir.
  • Sıkıştırılmamış dosyadır yani 8 megapiksel kamera 8 MB ham dosya üretecektir.
  • Kameranın sensöründen eksiksiz (kayıpsız) veriler elde etmek mümkündür.
  • Dinamik aralıkta (parlak noktaları ve gölgeleri gösterme yeteneği) daha yüksek değer elde edebilmek mümkündür.
  • Kontrastı daha düşüktür.
  • Pek keskin değildir.
  • Doğrudan kameradan veya işlem görmeden baskı yapabilmek mümkün değildir.
  • Salt okunur (tüm değişiklikler XMP “sidecar” dosyasına veya JPEG veya başka bir görüntü biçimine kaydedilmektedir) dosyadır.
  • Değişken görüntü formatlarının aksine mahkemelerde kanıt olarak kabul edilmektedirler.
  • Bilgisayar tarafından işlem bekleyen bir formattır.

RAW Formatında Çekim

RAW ile çekim yaparsanız kamera yerine bilgisayarınızın verileri işlemesi ve ilgili görüntüden bir görüntü dosyası oluşturması söz konusu olacaktır. Hangisinde daha fazla işlem gücüne sahip olduğunuzu kolayca tahmin edebilirsiniz. RAW formatında çekim yapmak, görüntünüzün nasıl göründüğü konusunda size daha fazla kontrol sağlamaktadır. Hatta fotoğraf çekerken hatalı poz verme gibi birkaç ufak hatayı dahi düzeltmeniz mümkündür.

Bundan yararlanmak için bilgisayarınızda dosyaları işlemek ve JPEG’ler (veya TIFF’ler) üretmek için kesinlikle bazı yazılımlar kullanmanız gerekmektedir. Yazılım konusunda herkesin bir favorisi vardır. Örneğin, RAW dosyasını Adobe Photoshop kullanarak yüklediğiniz zaman Camera Raw iletişim kutusu otomatik olarak açılmaktadır. Otomatik ayarların çoğu zaman oldukça iyi olduğunu söylemek mümkündür. Ancak kırmızı, yeşil ve mavi dengesini, pozlamayı, kontrastı, doygunluğu ve hatta kalibrasyonu değiştirme şansınız vardır.

Beyaz dengesi kapalıysa, Camera RAW ekranını kullanarak düzeltme yapmak dosyayı JPEG formatında yükleyip onu manipüle etmekten çok daha kolaydır. Zenginlik, detay (netlik), renk aralığı ve bu ayarları yapma yeteneği bir RAW dosyası sayesinde çok daha kaliteli olmaktadır. Bu nedenle işlem sonrasında dahi RAW dosyasından elde edilen fotoğrafların daha net ve daha keskin olması söz konusudur.

JPEG dönüşümünün bir kısmı kesinleştirme algoritmasıdır. Sonuç olarak, işlenmemiş RAW dosyası daha az keskindir. Bunu etkileyebilecek iki şey vardır. Biri kameranın markası (Nikon kameralar genellikle daha keskin olarak kabul edilse bile bu tüm modellerde geçerli değildir) ve diğer faktör ise kamerada netleştirme için kullanılan ayarlardır.

RAW dosyasını Adobe Photoshop gibi bir programa yüklemek otomatik olarak beyaz dengesi, netleştirme, kontrast, parlaklık ve buna benzer etkenler üzerinde tam kontrol sağlamaktadır. Bu tür yazılımları kullanarak RAW dosyalarını toplu bir şekilde işleme koyabilmeniz mümkündür. Bu özellik genellikle ilk geçiş olarak kullanılmakta ve ardından geri dönüp ayarlar değiştirilmektedir. Bu özelliğin yararlı olmasının sebebi denge, kontrast ve parlaklık gibi etkenlerde JPEG’e dönüştürme sırasında çeşitli kayıpların olabilmesidir.

Kısaca JPEG

  • Piyasadaki herhangi bir görüntü programı tarafından okunabilen standart bir formattır.
  • Renk başına tam 8-bit (konum başına 12-bit) çıktı desteklemektedir.
  • Sıkıştırılmış (bir ZIP dosyası gibi verilerde fazlalıkları ayıklar) bir formattır.
  • Dosya boyutu açısından oldukça düşüktür. 8 megapiksel kamera 1-3 MB boyutunda JPEG üretecektir.
  • Dinamik aralıkta daha düşük değer elde edilmektedir.
  • Kontrastı daha yüksektir.
  • Daha keskindir.
  • Web ortamında yazdırmak, paylaşmak veya postalamak için oldukça uygundur.
  • Çoğu zaman düzeltmeye ihtiyaç duymamaktadır.
  • Her düzenleme yapıldığında veri kaybı olmasa bile görüntüyü manipüle edebilmek mümkündür.
  • Kamera tarafından işlenmektedir.

JPEG Formatında Çekim

JPEG’de çekim yaparken, kameranın dahili yazılımı (kameranızın içindeki donanımın bir parçası olduğu için genellikle ürün yazılımı olarak adlandırılmaktadır) sensörden bilgileri alır ve kaydetmeden önce hızlı bir şekilde işlemektedir. Bazı renkler çözünürlükte olduğu gibi kaybolmaktadır ve bazı kameralarda JPEG’de RAW sürümünden biraz daha fazla gürültü bulunmaktadır.

Bu durumda ana aktör, görüntüyü bloklara ayıran (genellikle 8×8 piksel) ve neyin güvenli bir şekilde atılabileceğini belirleyerek Discrete Cosine Transformation (DCT) devreye girmektedir. Görüntü bir araya getirildiğinde, 24 farklı tonu olan 24 piksellik bir satır artık 4 veya 5 değer içerecektir. Bu bilgi RAW dosyasına kaydedilen sensörden gelen ham veriler olmadan sonsuza dek kaybolmaktadır.

DSLR ile çekilen bir JPEG’in kalitesi, DSLR’niz kadar eski bir birinci sınıf fotoğraf makinesiyle çekilen fotoğraftan çok daha iyi olacaktır. Fotoğraf makineniz birkaç saniye boyunca sürekli çekim yapmanıza izin veriyorsa JPEG kullanarak RAW formatından daha fazla çekim yapabilirsiniz. Çünkü tüm işlemin en yavaş kısmı aslında dosyanın bellek kartınıza kaydedilmesidir. Bu nedenle daha yüksek boyuta sahip olan RAW dosyasının kaydedilmesi daha uzun sürmektedir.

Özet

Bu farklılıklar dolaylı olarak birbirinin yerine seçim yapılması gereken bir durum oluşturmaktadır. Örneğin, görüntüleri kamerada saklamak için fazla bir kapasiteniz yoksa (tüm paranızı kamera gövdesine harcamış olabilirsiniz) JPEG formatında çekim yapmak, RAW formatında çekebileceğiniz fotoğraf sayısının 2 veya 3 katını elde etmenizi sağlayacaktır. Bu, aynı zamanda bir partide veya daha sonra fotoğraflarınızı hızlı ve kolay bir şekilde paylaşmak istediğiniz başka bir etkinlikte olmanız durumunda oldukça iyi bir fikirdir.

Öte yandan, kapasite hiç sorun değilse yalnızca tüm olasılıkları kapsayacak şekilde RAW + JPEG formatında çekim yapabilirsiniz. Herhangi bir post işlem yapmak istemiyorsanız veya yapamıyorsanız sadece JPEG formatında çekim yapmanız yeterli olacaktır. RAW formatında fotoğraf çekmek, yazdırmaya hazır kaliteli görüntü üretmede yalnızca ilk adımdır. Diğer taraftan, kalite (profesyonel olarak çekim yaparken olduğu gibi) en büyük öneme sahipse ve DSLR fotoğraf makinenizin sunabileceği her performansı almak istiyorsanız RAW formatında çekim yapmalısınız.

Blogumda kullandığım görseller DepositPhotos tarafından sağlanmaktadır.

Son bilgileri asla kaçırmayın!

Blog adresime abone olun, yeni bilgiler, ücretsiz e-kitaplar hemen size ulaşsın.

İlgili Yazılar

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir. Dikkat: Reklam içerikli yorumlarınız onaylanmayacaktır.